Türkiye-Forum'a Kayıtlı Kullanıcı Olmadığınız Algılandı, Forumun Tüm Özelliklerini Kullanabilmek İçin [Buraya Tıklayarak] Ücretsiz Üye Olabilirsiniz...


Geri git   Turkiye-Forum - Ne Mutlu Türk'üm Diyene! > İslami Sohbet > İslami Bilgi ve Kaynaklar

İslami Bilgi ve Kaynaklar İslam Dini Hakkındaki Bilgi ve Düşüncelerinizi Bu Bölüm Altında Paylaşabilirsiniz.


Kayıt OlKayıt Ol
Alt 08-08-2008, 05:13 PM   #1 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart İslam Fıkıh Ansiklopedisi- ( 2 ) Devamı

GABN (ALIŞVERİŞTE ALDATMAK)
Alış-verişte aldatmak eksik vermek saklamak gizlemek farkına varmamak gibi anlamlara gelen bir İslâm hukuku terimi.
Gabn alış-verişlerde normal kıymetin üstünde veya altında olmak üzere bedeller arasında eşitsizliğin bulunmasıdır. İslâm'da alış-verişlerde kâr yasaklanmadığı gibi buna bir sınır da konulmamıştır. Ancak yalan hile satılan malı kendisinde olmayan sıfatlarla övme veya maldaki bazı kusurları gizleme yasaklanmıştır. Tarafların yalan ve hile ile birbirlerini aldatması ve böylece malın çok yüksek veya çok düşük fiyatla satılması meşrû görülmemiştir.
Kur'an-ı Kerîm'de şöyle buyurulur:
"Birbirinizin mallarınızı haram sebeplerle yemeyiniz. Meğer ki (o mallar) sizden karşılıklı rızaya dayanan bir ticaret malı ola"(en-Nisâ 4/29). Ayette sözü edilen karşılıklı rıza ancak belirli miktar mal ve satış bedeli üzerinde olur. Bir kimse alış-verişte aldatıldığım bilse satım akdine o hâli ile razı olmayacaktır.
Enes b. Mâlik (Ö. 93/712)'ten rivâyete göre Hıbban b. Munakkız alışverişlerinde aldatılıyordu. Hz. Peygamber kendisine şu tavsiyede bulundu: " Alış-veriş ettiğin zaman şöyle de: Aldatma yok ve benim için üç gün muhayyerlik hakkı vardır" (Buhârî Buyû' 48; Husumet 3; Müslim Buyû' 48). Yine hadiste İman;164; Ebû Dâvûd Buyû 50; Tirmizî Buyû' 72) buyurulur.
Gabn; fâhiş (çok aldatma) ve yesîr (az aldatma) olmak üzere ikiye ayrılır. Alış-veriş yapanlar piyasa fiyatlarının esneklik alanı içinde hareket edebilirler. Bu alanın dışına çıkılınca gabn hâli başlar ve nisbet yükseldikçe sorumluluk da artar. Yesîr gabn bilirkişinin değerlendirme alanı içinde kalan az aldatmalardır. Meselâ yüz liraya satın alınan bir mala piyasa fiyatlarından anlayan bir bilirkişi doksan diğeri doksanbeş lira kıymet biçerse yüz liralık satış bedeli yesîr gabn sayılır. Bilirkişilerin değerlendirme alanına girmeyecek ölçüde yüksek veya düşük fiyatla satım akdinde fâhiş gabn vardır.
Meselâ on liraya alınmış olan bir mala bilirkişilerden birisi beş diğeri altı başka birisi de yedi lira fiyat biçse ve on lira fiyat biçen olmasa fâhiş gabn meydana gelmiş olur. Böylece bu malın beş liranın altında veya yedi liranın üstünde satılması hâlinde gabn gerçekleşir (İbn Âbidîn Reddü'l-Muhtâr IV 159).
Belh fakîhlerinden Nusayr b. Yahyâ (Ö. 268/881) satım akdine konu olan malların az veya çok tasarrufa uğramalarını göz önüne alarak fâhiş gabni; gayr-i menkullerde %20 hayvanlarda % 10 ve menkul ticaret eşyasında %5 olarak sınırlamış ve piyasa fiyatının üstünde veya altında bu nisbetler aşılarak yapılacak satışların fâhiş gabn derecesinde olduğunu belirtmiştir (İbn Nüceym Mısır 1334 VII s.169). Mecelle 165. maddesinde aynı ölçüleri esas almıştır. Bu nisbetler uygulama ile ilgilidir. Günlük hayatta çok vukû bulan muâmelelerde aldanma ihtimâli azalırken nâdiren yapılanlarda yükselir (Ali Haydar Düraru'l-Hukkâm Şerhu Mecelleti'l-Ahkâm I s.247). Yukarıdaki nisbetlere varmayan aldatmalar az aldatma sayılır.
Yesîr gabnin satım akdine bir etkisi olmaz ve akdi feshetmeye imkân vermez. Çünkü bundan sakınmak güçtür. Günlük hayatta çok olağan bir durumdur. İnsanlar normal olarak bunu müsâmaha ile karşılarlar. Hanefîler üç durumu bundan müstesna kıldılar ki bunlarda töhmet sebebiyle yesîr gabn yüzünden akdi feshetmek mümkün olsun. Bu haller şunlardır:
a) Serveti borcunu karşılamayan borçlunun tasarrufu. Böyle bir borçlu yesîr gabnle de olsa malından birşeyi sattığı veya satın aldığı zaman borçluların akdi fesih hakkı vardır. Ancak diğer tarafın gabni kaldırması durumu müstesnâdır. Çünkü borçlunun tasarrufu alacaklıların icazetine bağlıdır. İcazet verirlerse akit yürürlük kazanır vermezlerse bâtıl olur.
b) Ölüm hastasının tasarrufu. Ölüm hastası yesir gabnle mal satsa veya satın alsa alacaklıların veya bunların ölümü hâlinde vârislerin bu tasarrufu fesih talep etme hakkı vardır. Ancak karşı tarafın gabni kaldırması durumu müstesnâdır.
"Hile yapan benden değildir" (Müslim el-Bahru'r-Râik

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:16 PM   #2 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

c) Vasînin yetimin bir malını kendi oğlu veya karısı gibi lehine şahitlik yapması caiz olmayan kimselere yesîr gabnle satması hâlinde akit bozulur.
Fâhiş gabn ise âkidin rızasına etkili olur ve onu ortadan kaldırır. Ancak bu şekilde aldatılan kimsenin akdi feshedip edilmeyeceği ihtilâflıdır.
Hanefilere göre fâhiş gabnin satım akdini feshe sebep olması için hile (tağrîr) ile birlikte bulunması gerekir. Tağrîr; bir kimseyi söz fiil ve davranışlarıyla etkileyerek satım akdinin onun yararına olduğunu telkin etmek ve onu piyasa fiyatının dışında bir satış bedeline razı etmektir. Burada aldatmanın çok ciddî nitelikte olması gerekli değildir. Taraflardan birisinin veya dellâl gibi üçüncü bir şahsın sözlerine akdi yapmaya sevkedici nitelikte yalan karıştırması fesih hakkının doğması için yeterlidir. Yalan ve hile bulununca aldatılan ma'zûr sayılır. Çünkü satım akdine rıza aldatmanın bulunmaması esasına dayanır. Aldatma olunca rıza tam olarak bulunmuş sayılmaz.
Ancak Hanefiler üç durumda aldatma olmasa bile fâhiş gabn hâli gerçekleşince akdi feshetmeyi caiz görürler. Bunlar: Beytu'l-Mal'ın malları vakıf mallar ve küçüklük akıl hastalığı yahut sefâhet gibi sebeplerle hacir altında bulunanların malları (Ali Haydar a.g.e. I s.588 589; Mecelle mad. 356
Hanbelîlere göre aldatma olsun veya olmasın fâhiş gabn hâli varsa şu üç durumda aldatılan satım akdini feshedebilir.
a) Şehre mal getirenleri yolda karşılama. Bu şehre mal getiren kimseleri henüz şehir merkezine ulaşmadan yolda karşılamak ve eşya fiyatlarını öğrenmesine fırsat vermeden malını satın almaktır. Bu haramdır ve bir ma'siyettir. Bunlarda fâhiş gabn hâli varsa satım akdini bozma hakkı vardır. Çünkü Hz. Peygamber "Mal getiren binitlileri yolda karşılamayınız" (Buhârî Buyû' 72 İcâze 11 19; Müslîm Buyû' 21; Ebû Dâvûd Buyû' 45) buyurur: Şâfiîler de bu görüştedir.
b) Hileli açık arttırma (neceş) satışa arzedilen malın fiyatım arttırmaktır. Kişi bunu satın almak için değil başkasını aldatmak için yapar. Burada müşteri için s 37; el-Mühezzeb I s.291).
c) Satıcıya fiyat konusunda güvenen kimse (müstersil). Bu eşya fiyatlarını bilmeyen pazarlık yapmayı sevmeyen ve satıcıya itimat eden kimsedir. Daha sonra fiyatta büyük bir aldatma durumu ortaya çıksa alış-verişi bozmak için muhayyerlik hakkı doğar. Mâlikîler bu üç durumda da satım akdinin geçerli olduğunu; ancak bu şekildeki alış-verişin Hadislerdeki yasaklama yüzünden haram olduğunu söylerler (Vehbe ez-Zühaylî el-Fıkhu Î İslâmî ve Edilletuhu 1405/1985 IV s.223 224).
Şâfiîlere göre fâhiş gabnin satım akdine bir etkisi bulunmaz. Aldatma olsun veya olmasın hüküm değişmez. Çünkü aldatma çoğu zaman aldatılanın kusuru yüzünden vukû bulur. Alıcı anlayan birisine sorsa gabn meydana gelmezdi (Muğnî'l Muhtâc II s.36).
arttıranın almayı istemediğini bilmediği zaman muhayyerlik hakkı sâbit olur. Şâfiîlere göre bu durumda muhayyerlik hakkı yoktur (Muğni'l-Muhtac; II Dimaşk

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:17 PM   #3 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

Ebû Hanîfe'ye göre alış-veriş için mutlak vekil kılınan kimse; müvekkilinin malını fâhiş veya yesîr gabnle yahut benzer fiyatıyla; kısaca kendisinin uygun gördüğü bir fiyatla yahut şart muhayyerliği ile satabilir. Ancak bu malı kendisine veya lehlerine şahitliği geçerli olmayan hısımlarına satması durumu müstesnâdır. İmam Muhammed ve İmam Ebû Yusuf'a göre ise alış-verişe vekil olan kimse satım akdini fâhiş gabinle yapsa menfaati ihlâl olunan kimse fesih talebinde bulunabilir (Ali Haydar Düraru'l Hukkâm Şerhu Mecelleti'l-Ahkâm I. s138 589 III. s 921; Mecelle mad. 64 356 1494).
İmam Mâlik (Ö 179/795)'e göre fâhiş gabn terimiyle ifade edilen çok aldanma kıymetinin üçte birinden daha yüksek veya üçte birinden daha az bir fiyatla satılmış olsa fâhiş gabn meydana gelmiş olur. Eğer bu miktar aşılmamışsa az bir aldanma olur ki bu olağandır (el-Cezîrî Kitâbu'l-Fıkıh Ale'l Mezâhibi'l Erbaa II. s 284). Hz. Ebû Bekir (Ö.13/634) halife iken vâlilerine yaptığı irşâdında fâhiş gabn nisbetini üçte bir olarak belirtmiştir. İmam Mâlik'in dayandığı delil Hz. Ebû Bekir'în bu uygulamasıdır. Daha sonra Mâlikî mezhebinde bir yüzde vermek yerine gabn şöyle tarif edilmiştir: Bir malın kıymetinden açık yani göze batan bir şekilde fazla veya eksik bir fiyatla satılmasıdır. Fazlalık veya noksanlık açık olduğu zaman fâhiş gabn meydana gelir. Hanbelilerin bu konudaki görüşü de Mâlikîler gibidir (İbn Kudâme el-Muğnî III s. 585; el-Cezîrî a.g.e II s. 284; Gazzâlî Mısır 1375/1956 II s. 72).
İslâm hukukunun gabn ve tağrir (hile) konusunda açık ve kesin bir sınır getirmeyişinin amacı nisbetlerin tesbitini beldelerin örflerine bırakmaktır. Çünkü ekonomik bakımdan kalkınmış ve paranın değerini korumayı hattâ sürekli yükseltmeyi başarmış ülkelerde fiyatlar çoğu zaman istikrarlıdır. İnsanlar uzun süre bazan yıllarca aynı seviyede kalan piyasa fiyatlarının dışına çıkılmasına razı olamaz. Fakat paranın sık sık değer kaybettiği ve eşya fiyatlarının sürekli olarak arttığı bir ekonomide insanlar fiyat değişikliklerine alışırlar; bu yüzden meselâ %5 olan menkul eşya fâhiş gabn nisbeti önemini kaybedebilir. Bu yüzden bazı Avrupa ülkelerinde ve Türk Borçlar Kanununun 21. maddesinde hıffet hâli ve tecrübesizlik özel durumun belirtileridir (Kefalettin Birsen Borçlar Hukuku Dersleri; İstanbul 1954 s.104 vd; Kemal Tunçomağ Borçlar Hukuku Genel Hükümler I s. 227 vd).
İslâm'da fâhiş fiyatla satın alınan mal elden çıksa tüketilse veya malda geri vermeye engel bir eksiklik meydana gelse artık fesih hakkı kullanılarak satım akdi bozulmaz (Ali Haydar a.g.e I s. 586 587).
malın kıymetinin üçte biri ile sınırlandırılmıştır. Buna göre bir mal İhyâu Ulûmi'd-Din aşırı yararlanma adı verilen gabn hâlinin meydana gelmesi için iki şart konulmuştur. Mal ve satış bedeli arasında aşırı bir nisbetsizlik bulunmalı ve bu nisbetsizlik karşı tarafın özel durumunun istismar edilmesinden doğmuş olmalıdır. Darda kalma

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:18 PM   #4 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

GABN-İ YESÎR( ALIŞ VERİŞTE HİLE İLE ÇOK KAZANMAK)
Alış-verişte basit bir aldatma anlamında kullanılan bir İslâm hukuku terimi.
Gabn; aldatmak aşırı yararlanmak ve bir şeyin miktarını eksiltmek gibi anlamlara gelir. Bir terim olarak ise; hususî akitlerde anlaşma sırasında akitte iki tarafın bedellerinin eşit olmamasıdır. Gabn miktar ve derecesine göre ikiye ayrılır: Gabn-i fâhiş (çok aldatma) ve gabn-i yesir (az aldatma).
İslâm hukukunda alış-verişte kâr yasaklanmadığı gibi ona bir sınır da konulmamıştır. Ancak alış-verişte yalan hile satılacak mallarda bulunmayan sıfatlarla malı övme veya satılan maldaki bazı kusurları gizleme yasaklanmıştır (el-Cezîrî Kitâbü'l-Fıkh ale'l-Mezâhibi'l-Erbaâ II 283 284). Tarafların yalan ve hile ile birbirlerini aldatması ve böylece malın çok yüksek veya çok düşük fiyatla satılması meşrû görülmemiştir. Alış-veriş yapanlar piyasa fiyatlarının esneklik alanı içinde hareket edebilirler. Bu alanın dışına çıkılınca gabn (aldatma) hâli başlar ve nisbet yükseldikçe sorumluluk da artar. Gabn-i yesîrin satım akdinin sıhhatine zarar vermeyeceği ittifakla kabul edilmiştir. Çünkü bundan kaçınmak güçtür. Diğer yandan insanlar az miktardaki aldanmalara razı olurlar. Çok aldatmanın miktar ve sınırı hakkında ise kesin bir nass (delil) yoktur. Bu konuda piyasadaki uygulamaları dikkate alan müctehidlerin ortaya koyduğu ictihadlar ise farklı olmuştur (el-Cezirî a.g.e. II 284 285).
Hanefîler bir malın piyasa fiyatını veya piyasadaki kıymetini ölçü alarak gabni belirlemeye çalışmışlardır. Bilirkişilerin değerlendirme alanına girmeyecek ölçüde yüksek veya düşük fiyatla yapılan satım akdinde gabn vardır. Meselâ;10 liraya alınmış mala bilirkişilerden biri beş diğeri altı başka birisi de yedi lira fiyat biçse ve on lira fiyat biçen olmasa fâhiş gabn meydana gelmiş olur (İbn Âbidîn Reddü'l-Muhtâr IV159). Fâhiş gabn derecesine ulaşmayan az aldatmalar ise gabn-i yesîr adını alır.
Belh fakîhlerinden Nusayr b. Yahyâ (Ö. 268/881) alış-verişte fâhiş gabn miktarlarını gayr-i menkullerde %20 diğer menkul mallârda %5 hayvanlarda % 10 olarak sınırlamış ve piyasa fiyatının üstünde veya altında bu nisbetler aşılarak yapılacak satışların fâhiş gabn derecesinde olacağını belirtmiştir (İbn Nüceym el-Bahru'r-Râik Mısır 1334 II 169).
İşte yukarıda belirtilen nisbetlere varmayan aldanmalar az aldanma (gabn-i yesîr) sayılır ve bunun akde etkisi olmaz. Meselâ; piyasa fiyatı dokuz-on bin lira arasında olan menkul bir malın onbinikiyüzelli veya sekizbinsekizyüz liraya satılması gibi; çünkü bu malın fâhiş gabn için üst sınırı onbinbeşyüz alt sınırı ise sekizbinaltıyüzelli liradır (Ali Haydar Düraru'l-Hukkâm Şerhu Mecelleti'l-Ahkâm I 238).
Ancak paranın sık sık değer kaybettiği eşya fiyatlarının yükseldiği ekonomilerde yukarıda belirtilen gabn miktarı önemini kaybedebilir. Çünkü böyle bir piyasada meselâ %5 olan menkul mal gabn-i fâhiş miktarı onbin liralık malda beşyüz liraya tekâbül eder. Böyle bir malı onbinbeşyüz veya onbirbin liraya satın alan kimse aldatıldığını düşünmez. Mâlikî mezhebine göre gabn-i yesîrin malın kıymetinin üçte birinden az olan aldatmada gerçekleşmesi gabn konusunda İslâm'ın esnek bir yol izlediğini gösterir (el-Cezîrî a.g.e. II 284; İbn Kudâme el-Muğnî III 585). (Ayrıca bk. Gabn).


İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:19 PM   #5 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

GADR GADDARLIK (İHANET)
Vefasızlık ihanet verilen sözü yerine getirmemek ahdi bozmak. Arapça'da "gadîr veya gaddâr adam" denilince sözüne hiç güvenilmeyen kişi anlaşılır (İbnü'l-Manzûr Lisânü'l-Arab Beyrut 1388/1968 V 8vd; er-Râgıb el-lsfahânî İstanbul 1986 s. 536-537). Ayrıca söz konusu anlamlarla yakından alakası olan bir şeyi ihlâl etmek ve bırakmak manasına da gelir (Firûzâbâdî Beyrut t.y. IV 122). Nitekim Kur'an-ı Kerim'de şu ayetlerde bu manadadır: "O gün dağlan yürütürüz. Yer yüzünü dümdüz ve pürüzsüz görürsün. (İnsanları) kabırlerinden kaldırıp mahşer yerinde toplarız da 18/47). "Aşmel defteri konulmuştur. Günahkarları (o amel defterindeki yazılı) şeylerden titreyerek korktuklarını ve " eyvah! bu nasıl defterdir ki bize küçük büyük hiçbir şey bırakmayıp hepsini sayıp dökme" dediklerini görürsün. zira dünyada işlemiş olduklarını hazır bulmuşlardır"(el-Kehf 18/49).
İslâm'da ahde vefa emredilirken ihanet ve vefasızlığın da yasaklandığı kesin emirlerle bildirilmiştir. Fakat Kur'an-ı kerim'de ahde vefa gadr kelimesinden ziyade Türkçe'de de kullandığımız "hıyanet" kelimesi ve türevleri ile "ahd" ve "vefa" kelimeleri ile ifade edilmiştir: "Öyle ki onlar kendileri ile yaptığın anlaşmayı her defasında hiç korkmadan (çekinmeden) bozarlar. Savaşta onları (her ne zaman yakalarsan öylesine bozguna uğrat darmadağın et ki eşit ölçülere göre sen de anlaşmayı bozup (suratlarına) at! Çünkü Allah hainleri sevmez" (el-Enfâl 8/56-59).
Gadr yapılan anlaşmayı bozmak manasında Hadislerde de kullanılmıştır. (Buhârî cizye 7). Gerek ayetlerde gerekse Hadislerde karşı taraf anlaşmayı bozmadıkça müslümanların anlaşmayı bozmamaları emredilmiştir. Öbür taraftan bir ayette "Ey iman edenler! Yaptığınız akidleri yerine getiriniz..."(el-Mâide diğer bir ayette Yüce Allah İsrailoğullarına (Yahudilere) kendilerine verdiği nimet ve ihsanları hatırlatarak "ahdimi yerine getirin ki ben de ahdimi yerine getireyim..."(el-Bakara 2/40) "elest bezminde" kullardan aldığı söze sadık kalmalarını emretmektedir. (Gadr kelimesi ve türevlerinin geçtikleri hadisler için bkz. Buhârî cizye 7 22; Ebû Dâvûd Cihad150 Müslim Cihad 73; İbnü'l-Esîr en-Nihâye fi Garîbi'l-Hadîs III. 344-345). Meselâ burada insanları evinde bırakıp hapsedecek kadar şiddetli karanlık manasına gelen ve "gadr" kelimesinden türeyen "muğdire" kelimesinin geçtiği bir hadis şöyledir: "Şayet" "Hur-ı Iyn'den" bir kadın dünyaya insanların dışarı çıkamadığı şiddetli karanlık bir gecede doğsa (inse) (bütün) dünya üzerindeki şeyleri aydınlatırdı.
Söz konusu gadr veya gaddarlık Türkçe'de Arapça'daki manalarından daha değişik manalarda kullanılmıştır. Dilimizde "zulüm hiç merhameti olmayan merhametsizlik veya merhametsiz insafsız" manalarında kullanılan bu kelimelerin bu manalarıyla de İslâm dininde yasak olan fiilleri ve müslümanlara yakışmayan sıfatları ihtiva eder. "Allah'ın insanlardan kendisine en çok kızdığı buğzettiği kişi husumette gaddâr olandır" (Tecrîd-ı Sarih Tercemesi VIII 387). Buradan hareketle Türkçe'de kullanılan gaddâr kelimesinin zulüm ve düşmanlıkta zalimden bir derece daha aşırı olanı ifade ettiğini anlamak mümkündür.
el-Müfredât Besâiru Zevi't-Temyîz onlardan hiç birini geride bırakmamış oluruz" (el-Kehf arkalarındakiler öğüt ve ibret alsınlar. Şayet bir topluluğun (milletin) hıyanetinden korkarsanız 5/1). buyurulurken zalim

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:21 PM   #6 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

GAİB BİR ÖLÜ ÜZERİNE CENAZE NAMAZI KILMAK CAİZ MİDİR? Gaib bir ölü üzerine cenaze namazı kılınabilip kılınamayacağı hususunda ihtilaf vardır. Şafii ile Hanbeli mezheblerine göre kılınması caizdir. Çünkü daha önce İslam'ı kabul eden Habeşistan Kralı Necaşinin vefatını vahiy yoluyla öğrenen Peygamber (sav) müslümanları namazgaha çıkarttı ve onun cenaze namazını kıldırdı. Ancak Farz-ı Kifaye olan cenaze namazı yerine geçmez yani bununla iktifa edilmez. Mutlak cenazenin bulunduğu yerde cenaze namazını kılmak gerekir. Hanefi ile Maliki mezhebine göre gaib ölü üzerine cenaze namazı kılınmaz

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:23 PM   #7 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

GALLE (ARAZİLERDEN ELDE EDİLEN MAHSÜL GELİRLERİ)
Arazilerden elde edilen mahsul ve gelirler. Fıkıh ıstılahında galle kelimesi daha çok vakfın geliri anlamında kullanılır. Vakıf bahçelerinin meyveleri binalarının kiraları vakıf paralarının sağladığı kârlar hep vakfın gallesidir.
Vakfın gallesi (geliri)'nin ne şekilde taksim edileceği ve ondan nasıl yararlanılacağı fıkıh eserlerinde "kitâbu't-vakf" adı altında önemli bir konu olarak incelenir.
Vakıf galleşinin görünmesi ve meydana gelmesi vakfın çeşidine göre değişir. Meselâ; tahıl cinsinden olan gallenin ortaya çıkması ekinlerin yetişip dane bağlaması veya değer verilebilecek bir hale gelmesiyle olur. Meyvaların galleşinin meydana gelmesi meyvelerin yetişip tabiî afetlerden emin bir hale gelmesiyle olur. Kira bedelinden ibaret olan bir gallenin meydana gelmesi
Bir kimse vakfının bütün gallesini yakınlık derecesine göre akrabalarına verebilmeyi şart koşsa gallenin tamamı en yakın akrabasına verilir (Geniş bilgi için bk. Vakıf).
ödeme zamanının gelmesi ile olur.

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:24 PM   #8 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

GANİMET
Daru'l-Harb*de yaşayan gayr-i müslim (kâfir)lerle yapılan savaş esnasında veya savaşan iki ordunun karşılaşmaları sırasında gazilerin kuvveti ile düşmandan alınan mal. Ganimet mallarından taşınabilir olanlarına ganâim-i me'lufe; taşınmaz mallara ganaim-i gayr-i me'lufe denir. Enfâl de denilen ganimet mallarına genel anlamda ganâim-i hâlise; beşte biri devlet hazinesine ayrıldıktan sonra gazilere dağıtılan ganimet mallarına ganâim-i maksûme; düşmandan alınıp da henüz gaziler arasında taksim edilmeyen ganimet mallarına ganâim-i gayr-ı maksûme; devlet başkanının veya ordu emîrinin savaşa teşvik için gazilere fazladan verdiği ganimet mallarına neıl (çoğulu enfâl) denir. Kur'an'ın sekızınci suresine
"Allah'ın onlardan Peygamber'ine verdiği fey'e gelince siz bunun üzerine ne ata ne deveye binip koşmadınız..."
"Allah'ın o kent halkından Resulune verdiği ganimetler Allah'a Resule ve ona akrabalığı bulunanlara yetimlere yoksullara (yolda kalmış) yolcuya aittir... '
"(Bilhassa o fey') hicret eden fakirlere aittir..." (el-Haşr 59/6 7 8).
"Sana savaş ganimetlerinden sorarlar; de ki: Ganimetler Allah'ın ve Resulunundur..." (el-Enfâl 8/1).
"... bilin ki ganimet aldığınız şeylerin beşte biri Allah'a Resulune ve (Resul ile) akrabalığı bulunanlara yetimlere yoksullara ve yolculara aittir..."(el-Enfâl 8/41) (Ayrıca bk: Âl-i İmrân 3/161 en-Nisâ 4/94 el Ahzâb 33/50 el-Fetih 48/15 19
"Artık elde ettiğiniz ganimetten helâl ve temiz olarak yeyin..." (el Enfâl 8/69).
Vaktiyle müslümanlar tarafından fethedilerek ya mücâhidlere veya diğer müslümanlara mülk olarak verilen arazilerin (Arap yarımadası ve Basra arazisi gibi) mahsullerinden öşür (onda bir yahut yirmide bir hisse) adıyla alınan vergi ile tüccardan alınan gümrük vergisi İslâm devletinin önemli bir geliri idi. Bunlar; fakirlere parasız kalan yolculara borcunu ödeyemeyen borçlulara hürriyeti için anlaşma bedelini ödeyemeyen kölelere harcanırdı.
Müslümanlar tarafından zorla zapt ve fethedildiği halde müslüman olmayan eski sahibinin elinde bırakılan veya hariçten gayr-i müslim vatandaşlara mülk olarak verilen yahut sulh ile fethedilip de bir vergi karşılığında gayr-i müslim halka terk olunan arazilerden alınan haraç (adı altında alınan vergi) İslâm ülkesinde yaşayan gayr-i müslimlerden korunma karşılığı alınan cizye yabancılardan alınan hediyeler ve harpsiz olarak elde edilen sulh bedelleri de İslâm devletinin gelirlerindendir. Bu gelirler müslümanların menfaati olan sınırları koruma yol asker ailelerinin geçimini sağlama devlet memurlarının ve ilim ile uğraşanların maaşlarını ödeme gibi yerlerde harcanırdı. Rikâz adı verilen madenler ile bulunup çıkarılan hazinelerin ve harp neticesinde düşmandan alınan ganimetlerin muayyen bir kısmı fakirler kimsesiz yetimler ve borcunu ödeyemeyen borçlulara sarfedilirdi.
Vâris bırakmadan ölenlerin malları velisi bulunmayan maktullerin kan bedelleri sahibi bilinmeyen terk edilmiş çocukların ve velisi olmayan fakir çocukların nafakalarına tedavi ücretlerine techiz ve tekfinlerine hastahanelere sarf edilirdi.
ganimetlerden bahsettiği için "el-Enfâl Sûresi" denilmiştir. Düşmandan harbetmeksizin alınan ganimete de "fey" denir. 20). köprü yapım ve tamiri sahibi bulunmayan yitik mallar

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:25 PM   #9 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

GANÎMETLERİN TAKSİMİ
Halkına karşı savaş açılan bir ülke ya sulh yoluyla ya da savaşmak suretiyle zorla fethedilir. Müslümanlar bir yeri sulh yoluyla fethettikleri takdirde hem o zamanki devlet başkanı hem de ondan sonra devlet başkanı olacak şahıs anlaşmayı kabul eden karşı tarafın elinde bırakılır. Böyle bir yerin arazisi üzerine anlaşma şartlarına göre bir vergi konulmamışsa o arazi öşr suyu ile (yağmur dere kuyu çeşme) sulanıyorsa öşr üzerine; haraç suyu (fetih öncesi sahiplerinin açtığı kanal suyu) ile sulanıyorsa haraç üzerine anlaşma yapılır buna göre vergi alınır. Müslümanların gayr-i müslimlerden savaşarak elde ettikleri araziler hakkında şu hükümler geçerlidir; devlet başkanı bu hükümlerden herhangi birini tatbik etmekte serbesttir.
1) Araziyi eski sahipleri elinde bırakır kendilerine diğer ganimet mallarından barınabilecekleri miktarda mal verir. Arazilerinden haraç kendilerinden de cizye alır. Hz. Ömer Irak'ı fethettiğinde böyle yapmıştır.
2) Fethettiği bölge ahâlisini oradan çıkarır yerlerine hariçten getirilen gayr-i müslimler yerleştirilir. Bu tür arazi "haraç arazisi" diye adlandırılır.
3) O belde ahâlisi kendi istekleriyle müslüman oldukları takdirde arazileri kendilerine bırakılır veya o arazi ganimetler (ganimeti hak eden muhâripler) arasında taksim edilir. Resulullah (s.a.s.)'in feth edilen Hayber arazisi hakkındaki uygulaması böyledir.
4) Bir kısmı gaziler arasında taksim edilir diğer kısmı da hazine masraflarına karşılık devlet için alıkonulur. Bu şekilde ahâliye verilen veya gaziler arasında taksim edilen araziye "öşrî arazi" denilir.
5) Herhangi bir taksimat yapılmaksızın bütün arazi müslümanlar adına devlet tarafından muhâfaza edilir. Böyle araziye "memleket arazisi mirî veya emîrî arazi" denir.
İmam Mâlik'e göre savaşarak fethedilen araziler gânimler arasında taksim edilmez; devlet tarafından vakıf olarak muhâfaza edilir. Elde edilen haraçı müslümanların cihad mescidprü gibi masraflarına sarfedilir.
İmam Şâfiî'ye göre böyle araziler diğer ganimetler gibi beş kısma ayrılır. Bunlardan bir kısmı devlet hazinesine beşte dördü ise mücâhidlere taksim edilir.
Hanefi mezhebine göre gaziler arasında taksimatı yapılmasına karar verilen araziler diğer ganimet malları oranına göre taksim edilir. Ganimetlerden menkul (taşınabilir) malların taksimi: Ganimet mallarının beşte biri Allah'a (ayette geçen bu ifade teberrüken zikredilmiştir) Resulune onunla akrabalığı bulunanlara yoksullara ve yolculara aittir (el-Enfâl 8/41). Yolculardan maksat süvari olanlar ise iki hisse alırlar. Kumandan da bir fert gibi hisse alır.
anlaşma şartlarına uymak mecbûriyetindedir. Araziler yetimlere yolda parası kalmayanlardır. Geriye kalan beşte dördü ise muhâriplere taksim edilir. Muhâriplerden piyade olanlar bir

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Alt 08-08-2008, 05:26 PM   #10 (permalink)
Forum Lideri
SENEM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,802
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
Teşekkür: 7,002
3,888 Mesajına 4,926 Teşekkür Aldı
Blog Basliklari: 7
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi : SENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the roughSENEM is a jewel in the rough
Standart

Bizzat harbe katılanlar hisse aldığı gibi bunlara yardım için hazır bulunan erler savaş sahasında bulundukları halde hastalık ve benzeri özür nedeniyle savaşa katılmamış olanlarla ganimet malları henüz İslâm yurduna getirilmeden evvel vefat eden muhâriplerle cihada yardım eden kadınlara kölelere zimmîlere ganimetten gazilerin paylarından daha az bir miktar verilir. Buna "razh" denilir. Ganimet mallarının taksiminden sonra geriye kalan mal (taksimi mümkün olmayacak) kadar az bir miktar ise veliyyü'l-emr tarafından fakirlere dağıtılır.
Ganimet mallarını taksim edene "sahibi mekasım emîri kısmet" denir. Bu memur isterse taksimdeki güçlük nedeniyle ganimet mallarını satar elde ettiği parayı taksim eder.
Bu taksim veliyyü'l-emr'in izni olmadıkça yapılamaz. Düşman ülkesi fethedilmediği halde elde edilen ganimetin beşte biri ayrıldıktan sonra geriye kalanı komutan tarafından muhâriplere taksim edilir. Ganimet mallarından az da olsa bir şey çalmak bu mallardan daha taksim edilmeden hıyanet yoluyla birşey almak büyük günahtır. Buna "gulûl" denir. Ganimet toplayanlardan biri ganimet mallarından birşeyi telef etse ödemez; İmam Şâfiî'ye göre ise öder. Muhâriplerin gayr-i müslimlerin yurdunda denizlerinden çıkardıkları balık ve benzeri şeyler ile karada elde ettikleri av hayvanları madenler hazineler ganimet malından sayılır. Muhâriplerin İslâm diyarı ile küfür diyarı arasında bulunan ormanda veliyyü'l-emr'in izniyle kesip İslâm yurduna götürdükleri ağaç ganimet mallarından sayılır; mancınık ve gemi yapımı için kesilenler ise ganimetten sayılmazlar. Ganimet malları İslâm yurduna götürülmeden taksimi yapılmaz. Harp hâlinde de taksimat caiz değildir. Şâfiî Hanbelî Malikî ve Zâhirî müctehidlerine göre bu taksim düşman yurdunda da yapılabilir. Ganimet malları İslâm diyarına hükümetçe taşınması mümkün değil ise onlar vasıtasıyla İslâm yurduna taşınır tekrar hepsi bir yerde toplanır. Esas taksim bundan sonra (ilk taksime göre) yapılır. Muhâripler taksimattan önce ganimet malını satamazlar; yenilip içilecek cinsten olanlardan istifade edebilirler fakat saklayamazlar. Silah elbise at gibi mallardan da geçici olarak istifade edilebilir sonra taksimata tabi tutulur. Taksimattan evvel düşman ülkesinde ölen muhâribin vârislerine ganimetten birşey verilmez. Ancak İslâm yurduna döndükten sonra ve ganimetin taksiminden evvel ölen muhâribin mirasçılarına ganimetten hissesi verilir. İmam Şâfiî ve diğerlerine göre
Enfâl suresinin kırk birinci ayetinde de belirtilen Hz. Peygamber'in hissesi O'nun vefatından sonra sözkonusu değildir. Abdulmuttalib oğullarının hisseleri de yoktur. Bu hisseler tamamen devlet hazinesine bırakılır; devlet kanalıyla da fakir yetimler ile diğer miskinler ve parasız kalmış yolculara harcanır. Bu hususta diğer mezhebler değişik görüş iler: sürerler. Veliyyü'1-emr veya komutan lüzum görürse fazla bir pay veya muayyen bir para vermek suretiyle mücâhidleri harbe teşvikte bulunabilir. Buna "tenfil" denir.
Savaş esirleri hakkında yapılacak işlem: Savaş neticesinde elde edilen esirler hakkında veliyyü'1-emr serbesttir. Bu esirlerden fiilen savaşa katılanları öldürebilir; köle ve câriye yapabilir; İslâm zimmetinde emân vererek hepsine hürriyetini verebilir; İslâm esirleriyle değiş tokuş yapabilir. Arap müşriklerinin esir erkekleri ise ya İslam'ı kabul ederler ya da öldürülürler.
çocuklara mücâhidler arasında geçici olarak taksim edilir düşmanın mağlubiyeti kesinlik kazandıktan sonra ölen muhâribin vârislerine ganimetten hissesi verilir.

İmzası

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
Hizmet Muvaffak Olsun da, Varsın Yerimiz Cami Pabuçluğu Olsun...
''Yay Gibi Eğri Olsam El Üstünde Tutarlar Beni, Ok Gibi Doğru Olsam Uzağa Atarlar Beni''

Mevlana



[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]

[Linkler Sadece Kayitli Üyelerimize Görünmektedir. Üye Olmak Için Tiklayin]
SENEM isimli Üye şuanda  online konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Bu Mesaj İçin Yandaki Kullanıcı SENEM Üyesine Teşekkür Etti:
SeymeN (04-03-2009)
Kayıt OlKayıt Ol

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler

Yetkileriniz
Senin, konu açma yetkin yok
Senin, cevap yazma yetkin yok
Senin, eklenti yükleme yetkin yok
Senin, mesajlarını düzenleme yetkin yok

BB Kodu is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Forum Teknik Bilgileri Tasarım Bilgileri
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.3.0
Sitemiz Lisanslı Vbulletin Kullanmaktadır.
Türkçe Çeviri : SWORDX
Copyright ©2007 - 2010, Turkiye-Forum.Org
Amblem ve Forum Şarkısı Turkiye-Forum.Org'a ait olup Tasarımı:SWORDX'e aittir. Alıntı yapmak izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır.

Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 03:52 AM .

TOPlist
Sınıf Dizisi