|
|
#1 (permalink) | ||
![]() Üyelik tarihi: 28-09-2007
Nerden: Sa-na-ne Hafıza Kaybı Yaşıyorum...
Mesajlar: 117,995
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
REP Gücü : 122
REP Puanı : 275
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Bu kez paylaşacağımız konuyu, anlamak için değil, anlamamak üzere ele alacağız...Yani Üstün enerji - Yüksek enerji de diyeceğimiz Yaradan enerji, aslında anlayamamak üzere ele alınır. Çünkü O, anlaşılamaz, kavranamaz. O'nu en iyi anlamak, O'nun anlaşılamaz olduğunu anlamaktır. Dolayısıyla bu yazımızla, Yaradılış hakkında, Yaradan hakkında, Tanrı, Allah kavramlarıyla ifade edilen, o Tek olan, Sonsuz olan, Girift olan, varolan her zerrenin onun bünyesinde yer aldığı, onun dışında, ondan ayrı hiçbir zerrenin bulunmadığı, Üstün ve Yüksek enerji hakkında biz, anlayamamayı becermeye çalışacağız.
Anlaşılabilir, kavranabilir, her an elimizin altında zannettiğimiz Yaradan için; "O, hakikaten anlaşılması, kavranması, ulaşılması kapasitelerimizin dışında olan ve anlaşılması mümkün olmayan bir kavrammış" dediğimizde, işte o zaman anlamaya başladık demektir Yaradan'ı... Yani bizim en önemsediğimiz, onunla iftihar ettiğimiz düşünceler üreten, fikirler üreten beynimiz (üstbeyin/korteks), Yaradılış mekanizmasının anlaşılamaması için özellikle sınırlandırılmıştır ki, bu dünyada vazifelerimizi yapabilelim... "İnsan gücü'nün, gerek psişik, gerekse fizik olarak ortaya tam manâda çıkamamasının sebebi; daimi olarak beyninize, düşüncelerinize sınır koymanızdan ileri gelmektedir. Ufkunuz, koyduğunuz sınırlara kadar uzanan kısır bir saha olmaktan ileri gidememektedir… Yaradan'dan haberdar olmak ve o bünyeye dahil olduğunuzu anlamak için, bu sınırları elden geldiğince itelemek gerek… Tekâmülle doğru orantılı olan bu cehit ... Ruhun, sizin anladığınız manâyı ifade etmediğini, Esas olan tek bir ruh olup, başlangıç ise bu şekilde oluşmaktadır. Yani tek olan, üstün bir şekilde yaratıldıktan sonra, bu tekliğin çokluğu neticesinde, adeta yapılan vakum esnemeler ile oluşumlar meydana getirilip, üzerlerindeki tatbikatlara ve bunlardan elde edilen bilgi, görgüye sahip olunmuştur… Sizin esas yaradılışla bağlantınız, sadece ilk hareketledir… Ondan sonraki vaziyet, tamamen, birliğin kendi içerisindeki merhaleleri teşkil eder ki; bunun da gayesi, sizleri büyük neticeye ulaştırabilmek içindir…" Düşünmeyi bilmeyen, düşünme tembeli yani düşünmeyen bir yapı dünya beşeri. Bizler, en düşündüğümüzü zannettiğimiz zaman bile düşünmüyoruz. Düşüncelerimiz, ya seks bedenine hizmet ediyor, ya otomatik dediğimiz fizik bedene hizmet ediyor ya da duygu bedeninin duygusallığa dönüşmüş haline hizmet ediyor. Asıl aklın düşünce faaliyeti, daha ambalajı açılmamış, kullanım dışı duruyor. Çünkü, üst beyin (korteks) şöyle bir düşünceyi talep eder bizden. Bir, başlangıç olmalı, bitiş olmalı. Nereden geliyor, nereye gidiyor. Sınır koyma, yapısında var beynin. Dolayısıyla bizler, sınırsız olanı yani sonsuz olanı, başlangıç ve sonu olmayanı, kaotik, girift olanı kavramakta son derece güçlük çekeriz. Sonsuzluk ve Giriftlik anlayışını geliştirmekte beceriksiz kalmıştır beşeriyet. Beşerin zorlandığı ikinci nokta, Giriftlik anlayışıdır. Giriftlik; girişik, kaotik anlamındadır. Lineer olmayandır. Bu ne demek..? Belirli sebebin, mutlaka belirli sonuca bağlanmadığı, bir sebebin birçok hatta sonsuz sonucun olasılığını içerdiği bir durumdur. Böylesine bir kaotik yapı. Onun için bizler, Yaradan anlayışımızı geliştirmek istiyorsak, mutlaka Sonsuzluk ve Giriftlik anlayışımızı, beynimizi patlatırcasına zorlamamız, geliştirmemiz gerekir. Tabii ki bu anlayışlar, zihinlerimizde üreyecek sorularla beslenir. Zihnimizde soru ürediği anda bilgiye ve bir üst anlayışa kapaklarımızı açmaya başlarız. Bunlar sınırlı sorular olmamalı. Mesela Yaratılıştan söz ederken; "ne zamandan beri..? nereye kadar..?" gibi sorular, uygun sorular değildir. Onu kim yarattı, öteki neydi, bu nereye varacak gibi sınır arayışında olan sorular, bu tür bir çalışmanın zihinlerimizde oluşturacağı sorular olmamalıdır. Bu bizi nereye götürür..? Sonsuzluk, Giriftlik, Yaradan bilgisi derken, bir de bakacağız, "ben hiçbir şey anlayamıyorum" işte Yaradan ve Yaradılış anlayışı budur. Anlayamıyorsak, Kavrayamıyorsak, gerçekten Yaradan'ı ucundan kıyısından anlamaya başladık demektir. İşte değişim, bir bilgi sayesinde değişim, bir bilginin ışığında gelişim, ancak bu şekilde olur. Beynin tüm faaliyetlerine sınır koymamak. Düşünce faaliyetlerimizin sınırlılığı, Beynimizin kullanım sahasını da sınırladığımız içindir. Düşüncelerimizin sınırı kalktığı anda, beynimizin kullanım kapasite oranında da artma olacaktır. Yaradan, enerji… Tek olan bir enerji… Bizim anlayamayacağımız kadar Sonsuz ve Girift bir enerji... Yaradan enerji, Tanrı, bunun dışında hiçbir şey yok. Hepimiz bunun içindeyiz. Çiçek de içinde, böcek de içinde, toz, mikrop, makro kozmos, mikro kozmos, ne varsa bunun içinde. Tahayyül etmeye çalışın. Yüksek enerji, Üstün enerji, Tanrı. Öyle sonsuz bir saha ki, bizim o sonsuzluğu kavramamız mümkün değil. Sınırsız, sonsuz bir saha. Bu enerji, Yaradan bir enerji ve her şey onun bünyesinde... "Tanrı, Sonsuz Daire… Sonsuz daire içinde; bir sonraki bir öncekinin sonsuzu olan, iç içe daireler... Her şey; Büyük Daire'nin, Sonsuzun yani Tanrı'nın içinde… Fakat her daire kendi içinde sonsuz. Tabii aşabilene… Her aşılan dairenin yeni sonsuzluğu daha büyük, daha yüce, daha geniş. Yalnız; kimi bu daireleri dik bir yol takip ederek, kimi de daireyi dolaşarak kat eder. Yol, er geç kat edilecektir ama gidişat farkıyla.." "Yaradılmış olanın tek bir formdan hareketle muhtevasında sonsuz ihtimalleri beraberinde taşımış olduğunu, bu ihtimallerin ise sonsuz açılımlara sahip olduğunu, bunların her bir uzantısının ise değişik kainatlar içerisinde kendilerine kolayca yer bulabildiklerini tasavvur edebilmeye çalışırsanız eğer, içerisinde bulunduğunuz sistemin bütün komplikasyon görüntüsüne rağmen tek ana prensibe bağlı olduğunu sezebilirsiniz…" "Yaradan Enerji, yaratma işlemini sonsuz defalar tekrar etmektedir. Her şey, birbirinin devamı olarak ve birbirinin özelliğini taşıyarak, kendisinden sonrakini meydana getirirken, kendi özelliğini, öncekileri ve sonrakileri de ifadeten orada bulunmaktadır…" Zihnimizin isyan edeceği kadar sonsuz ihtimaller düşünün, hem büyük, hem küçük, hem tekamüle ihtiyacı var, hem yok, her yaratıldı, hem yaratıyor, hem yok ediyor, hem hayr, hem şer, her şey onun içinde…Yayılıyor… Yayılıyor… Yayılıyor… Yaratıyor… Yaratıyor… "O Yaratıldı ve Yarat dendi..Kendisine ait bütün mevcudatı ile en ince zerreye kadar yayıldı. Her zerre, bir manânın ifadesiydi… "Yaradılış nedir bilir misiniz..? Yaradılış, var olanın hâlli-hamur şeklidir. Düşünce, kıvamdır… Düşünceye gelene kadar, zaten her şey tamamdır. Bir eksik, kıvamdır… O da, düşünceyle tamam olur…" Alemlerin İçinden, Alemlerin Üzerine, Rahmetlerle Yağan Rabb'im..! Bizlere, Seni Anlayamama Gücü Ver…
|
||
|
|
|
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
| Forum Teknik Bilgileri | Tasarım Bilgileri |
| Amblem ve Forum Şarkısı Turkiye-Forum.Org'a ait olup Tasarımı:SWORDX'e aittir. Alıntı yapmak izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır. |