|
|
#1 (permalink) | ||
![]() Üyelik Tarihi: 28-09-2007
Durum:
Nerden: Sa-na-ne
Mesajlar: 120,433
Ruh Hali:
Üye Numarası: 330
REP Gücü : 125
REP Puanı : 275
REP Seviyesi :
![]() ![]() ![]() |
Yeni Kapıyı çaldığında… Kapıyı Aç!Yeni olan yabancıdır.
Dost olabilir, düşman olabilir. Kim bilir? Bunu bilmenin bir olanağı yok! Bilmenin tek yolu, ona izin vermektir; Tedirginlik ve korku bu yüzden yaşanır. Nasıl yeni olacağız? Ve herkes yeni olmak istiyor! Bunun için cesarete ihtiyaç vardır ve sıradan cesaret değil; olağanüstü cesarete ihtiyaç vardır. Eğer korkarsan nasıl gelişirsin? Her yeni fırsatta, gözlerini kapatıyor, geri çekiliyorsun. Nasıl varolabilirsin? Sadece " miş" gibi yaparsın. Yeni olan senin içine doğmaz; o öteden gelir. O, senin bir parçan değildir. Yeni olanın seninle bir sürekliliği yoktur, o yüzden korkarsın. Sen tek boyutlu bir şekilde düşündün, inançlarının üzerine rahat bir hayat kurdun. Sonra yeni bir kapı açıldı. Şimdi bütün geçmiş alışkanlıkların huzursuz olacak. Eğer yeninin girmesine izin verirsen bir daha asla aynı olamayacaksın. Çünkü yeni olan seni dönüştürecek. Bu risklidir. İnsan yeniyle nereye varacağını bilemez. Eski olan bildiktir, tanıdıktır. Uzun zamandır onunla yaşıyorsun; ona alıştın.Yeni olan yabancıdır, tedirginlik ve korku o yüzden yaşanır. Bilmenin tek yolu ise ona izin vermektir. Ama onu dışlayamazsın; çünkü eski olan sana henüz aradığını vermemiştir; eski sana birçok söz vermiş, ama sözlerini yerine getirmemiştir. Eski tanıdıktır ama perişan bir haldedir. Yeni belki rahat bozacaktır ama bir ihtimal barındırır. Sana ebedi mutlulğu getirebilir. O yüzden onu ne reddedebilirsin, ne de kabul edebilirsin; o yüzden yalpalarsın, titrersin. Varlığında büyük bir endişe doğar. Bu doğaldır; bu herzaman öyle olmuştur ve her zaman böyle olacaktır. Sen keşfetmek, macera aramak istersin, yeni olmak istersin. Ama buna rağmen, yeni gelip kapıyı çaldığında, geriye kaçar eskide saklanırsın. İşte ikilem budur. Gelişemediğin içinde, onun yerine uydurma gelişimler bulmak zorunda kalırsın ve onlarla avunursun. Sen gelişemezsin, ama banka hesabın veya unvanın büyüyebilir ve sen geliştiğini sanabilirsin. Kendiliğimizden yeni olamayız.Yenilik öteden gelir, Tanrı'dan gelir, varolustan gelir. Parça "ben ayrıyım" diye düşünmeye başlayabilir ama bütün, senin ayrı olmadığını bilir. Bütün senin içindedir; o yüzden sen hoş karşılamasan da, yenilik sürekli karşına çıkar. Bin bir ayrı yoldan gelir. Eğer görecek gözlerin varsa onun sürekli geldiğini göreceksin.. Unutma, hayatına giren her yenilik Tanrı'nın bir mesajıdır. Tanrı'nın içine girmesi için ona yol ver. Yeniyi herzaman büyük bir coşku ile kabul et. Bazen yeni seni sıkıntıya soksa bile, yine de buna değer. Yeni seni bir çukura doğru yöneltse bile yine de buna değer. Çünkü insan ancak hata yaparak öğrenir ve ancak zorlukları aşarak gelişir. Yeni her zaman zorluk getirecektir. Sen o yüzden eskiyi seçiyorsun; o, hiçbir zorluk getirmez. O sadece bir sığınaktır. Ve sadece derinden ve bütün olarak kabullenilmiş yenilik seni dönüştürebilir. Sen yeniyi hayatına sokamazsın; o gelir. Sen onu ya kabul edersin, ya da reddedersin. Eğer rededersen taş olarak, kapalı ve ölü olarak kalırsın. Eğer onu kabul edersen, bir çiçeğe dönüşürsün ve açmaya başlarsın…ve kutlama bu açmanın kendisidir. Yeni arayış sıradan bir arayış olamaz, çünkü yeniliğin peşindesin; onu nasıl arayabilirsin ? Onu tanımıyorsun, onunla hiç karşılaşmadın. Yeniyi aramak sadece ucu açık bir keşif olacaktır. Geçmişinden herhangi bir güdü, arzu yada yönlendirme almadan hareket et ve meditasyon halinde hareket etmekte budur. Çocuk gibi masum bir şekilde anlık hareket et..Bırak yaşanan an buna karar verici olsun. Kendi kararını, önyargını empoze etme; çünkü o karar geçmişten gelecektir ve yeniyi yok edecektir. Kendini bir çocuk gibi bütünüyle o an-ın coşkusuna bırak; ve o zaman hergün yeni yeni kavrayışlar, yeni açılımlar bulacaksın. Ve o yeni kavrayışlar seni değiştirmeye devam edecek, artık eski etrafiında dolanamaz, bir bulut gibi çevrende dolanıp durmaz..Ve sen bir çığ damlası gibi genç ve taze olursun. Dirilişin gerçek anlamı budur, eğer sen bunu anlarsan, psikolojik hafızandan özgürleşirsin. Sen psikolojik hafıza değilsin, sen bilinçsin; hafiza ise içeriktir ve psikolojik hafıza yeniden korkar. Yeni rahatsız edici olabilir, yeni hazmedilemez olabilir, yeni sorun getirebilir. Kendini değiştirmen, tekrar değiştirmen gerekebilir. Kendini yeni baştan ayarlaman gerekebilir. Bu da çetin bir iştir. Yeni olmak için insanın kendini ego ile olan özdeşleşmesinden sıyırması gerekir. Kendini bir kez egodan kurtardıktan sonra artık onun tarafından kullanılamazsın ve egoyu bir mekanizma olarak kullanmayı öğrenirsin. Egoda ölmek, varlıkta doğmak demektir. Sırf cesaret eksikliği yüzünden sürekli hayatta birçok şeyi kaçırıyoruz. Başarmak için cesaret yeter. Ve bil ki o zaman senin kovalaman yerine herşey sana gelmeye başlar; en azından iç dünyan da böyledir. Bir insan bütün sorumluluğu kabullendiği zaman gerçek bir insan olur….Kişi her ne ise sorumlusu odur. İlk cesaret, en büyük cesaret budur. Bunu kabullenmek çok zordur çünkü zihin sürekli, "eğer sorumlusu sensen, neden yaratıyorsun?" diye sorar.Bundan kaçınmak için hep başkasını sorumlu tutarız. "Ne yapabilirim, çaresizim, kurbanım, yapabileceğim hiç bir şey yok." deriz. Hiç kimse, hiçbir başka güç sana bir şey yapmıyor. Sensin; ve sadece sensin! Karma felsefesinin özü de budur. Onu sen yaptın ve çözecek olan da sensin. Bunun için beklemeye ertelemeye gerek yoktur. İstediğin an zıplayıp dışarı çıkabilirsin. Ben buna büyük cesaret diyorum; mutsuzluktan boşanmak, insan zihninin en eski alışkanlığını, en uzun süreli yoldaşını kaybetmesidir..İlk cesaret, en büyük cesaret budur. Ve bence mutlu olmak en büyük cesarettir, mutsuz olmak ise çok korkakçadır. Herkes mutsuz olma kapasitesine sahiptir; ama mutlu olmak için büyük bir cesaret gerekir. Bu çok zorlu bir görevdir. Cesaretini topla ve bilinmeyene adım at. Kaderinle gelişmek büyük cesaret ister. Korku dolu insanlar, bilinmeyenin ötesine adım atamaz. Bilinen bir çeşit rahatlık ve güvenlik verir; çünkü biliniyordur. İnsan ne yapacağını bilir ve bilinenin verdiği rahatlık budur. Bilinenin sınırını aştığın anda içinde bir korku yükselir, artık kendinden o kadar emin değilsindir, şimdi hatalar olabilir, yanlış yollara sapabilirsin. Bu korku yüzünden insanlar bilinene tutunur ve insan bilinene tutunduğu zaman gelişemez ve ölü gibi olur. Hayat, ancak deneyimlerle yaşanır; onu yaşamanın başka bir yolu yoktur. Ancak yenilik sayesinde hayat olgunlaşmayı ve gelişmeyi sağlar. İnsanın maceraperest olması gerekir; herzaman bilinmeyen için bilineni riske atmaya hazır olmalıdır. Ve insan özgürlüğün ve korkusuzluğun tadını alınca, asla pişmanlık duymaz; çünkü artık en üst düzeyde yaşamanın ne demek olduğunu ögrenmiştir. İnsan ondan sonra yaşamının meşalesini her iki uçtan yakmanın ne anlama geldiğini bilir. Ve o yoğunluğu tek bir an hissetmek bile, sonsuza dek sıradan yaşamaktan çok daha tatmin edicidir. OSHO "Yaşamak; yenilikler kapıyı çaldığında cesaretle kapıyı açmaktır."
|
||
|
![]() |
| Bookmarks |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
|
|
| Forum Teknik Bilgileri | Tasarım Bilgileri |
| Amblem ve Forum Şarkısı Turkiye-Forum.Org'a ait olup Tasarımı:SWORDX'e aittir. Alıntı yapmak izinsiz kullanmak kesinlikle yasaktır. |